YABAN BAHÇELERİ

İklim Değişikliği Bağlamında Tarımsal Üretim ve Ekolojik Restorasyonu Yeniden Düşünmek

İklim değişikliği ile birlikte insan ve ekosistem arasındaki ilişki, günümüzde yalnızca çevresel bir mesele olarak değil; üretim biçimlerini, geçim kaynaklarını ve yaşamın sürekliliğini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Artan kuraklık, değişen yağış rejimleri, toprak verimliliğindeki azalma ve biyoçeşitlilik kaybı, özellikle tarımsal üretim yapılan alanlarda bu ilişkinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Yaban Bahçeleri yaklaşımı, insan–ekosistem ilişkisini bu güncel iklim krizi bağlamında; tarımsal üretim ve ekosistem restorasyonu ekseninde yeniden okumayı ve yeniden yazmayı amaçlayan saha temelli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, doğayı insan faaliyetlerinden ayrı bir alan olarak değil; insan eliyle şekillense dahi doğanın işleyişini gözeterek dengelenebilecek canlı bir sistem olarak ele alır.

Sorun Nerede Başlıyor?

Bugüne kadar geliştirilen pek çok ekolojik restorasyon ve tarımsal üretim modeli, çoğu zaman tek bir disiplinin ya da tek bir bakış açısının sınırları içinde kalmıştır. Bazı uygulamalar yalnızca ekolojik göstergelere, bazıları ise yalnızca üretim hedeflerine odaklanmış; bu iki alan arasındaki ilişkiyi sahada kalıcı biçimde kurmakta zorlanmıştır. Sosyo-ekonomik boyutun yeterince dikkate alınmadığı, yerel koşullarla uyumlu olmayan müdahaleler, restorasyon çalışmalarının uzun vadeli etkisini sınırlamıştır.

Yaban Bahçeleri, bu kopukluğu temel bir sorun olarak kabul eder. Ekosistemler yalnızca bitki ve topraktan ibaret değildir; o alanla ilişki kuran insanlar, üretim biçimleri ve geçim pratikleriyle birlikte var olur. Dolayısıyla kalıcı bir ekolojik iyileşme, ancak sahaya özgü ve bütüncül bir yaklaşımla mümkün olabilir.

Yaban Bahçeleri Ne Önerir?

Yaban Bahçeleri, her yerde uygulanabilecek tek tip bir model sunmaz. Aksine, her sahayı kendi ekolojik, iklimsel ve sosyo-ekonomik koşulları içinde ele alır. Ekolojik restorasyon, tarımsal üretim ve sosyo-ekonomik entegrasyon; birbirinden ayrı süreçler değil, birlikte düşünülmesi gereken bileşenler olarak değerlendirilir.

Bu yaklaşımda tarımsal üretim, ekosistemden bağımsız bir faaliyet değildir. Üretim; toprak, su, bitki, hayvan ve insan arasındaki ilişkiler ağı içinde ele alınır. Amaç, kısa vadeli verim artışları değil; ekosistemin uzun vadeli dayanıklılığını ve üretim kapasitesini birlikte güçlendirmektir.

Sahada Ne Yapıyoruz?

Yaban Bahçeleri yaklaşımı, sahada belirli ekolojik ilişkiler üzerinden çalışır ve uygulamalar somut süreçlere dayanır.

Bu kapsamda öncelikli başlıklardan biri, arılar ve polinasyon (tozlaşma) ilişkileridir. Arılar, yalnızca bal üretimi açısından değil; bitkisel üretimin sürekliliği, verimi, kalitesi, ürün çeşitliliği ve ekosistem sağlığı açısından da kritik bir rol oynar. Bu nedenle Yaban Bahçeleri uygulamalarında, arı dostu habitatların oluşturulması ve polen-nektar kaynağı çeşitliliğinin yıl geneline yayılması temel hedefler arasındadır.

Bitkilendirme çalışmaları, polifloral (çok türlü) bir yaklaşımla ele alınır. Tıbbi ve aromatik bitkiler, yaban meyveleri, orman meyveleri, arı bitkileri, destek bitkiler, ağaç ve çalı türleri, hatta trüf gibi mikorizal destek sağlayan mantar türleri; hem ekosistem işlevlerini destekleyecek hem de üretim açısından çoklu fayda sağlayacak şekilde birlikte değerlendirilir. Bu yaklaşım, tek ürüne dayalı üretimin yarattığı kırılganlığı azaltmayı ve sahada ürün çeşitliliğini artırmayı amaçlar.

Yaban Bahçeleri, agroforestry (tarım–orman ilişkisi) perspektifini de sahaya taşır. Ağaçlar ve çok yıllık türler; mikroiklimi düzenleyen, toprağı koruyan, su tutma kapasitesini artıran ve üretim çeşitliliğini destekleyen temel bileşenler olarak ele alınır.

Toprak ise yalnızca fiziksel bir zemin değil, canlı bir sistem olarak değerlendirilir. Toprak biyolojisi ve mikrobiyal faaliyeti, uygulamaların temel referans noktalarındandır. Müdahaleler; toprağın canlı yapısını destekleyecek, organik madde döngüsünü güçlendirecek ve suyun ekosistem içinde daha verimli tutulmasını sağlayacak şekilde kurgulanır.

İklim Değişikliği ve Kuraklıkla Uyum

İklim değişikliği ile birlikte artan kuraklık riski, Yaban Bahçeleri yaklaşımının ele aldığı temel sorun alanlarından biridir. Değişen iklim koşulları, bitkisel üretimde kullanılan türlerin ve yöntemlerin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Yaban Bahçeleri, üretimi sabit koşullar üzerinden değil; değişen iklim dinamikleriyle uyumlu bir süreç olarak ele alır.

Coğrafya–ürün eşleştirmesi; iklimsel veriler, ekosistem özellikleri yerel koşullarla birlikte değerlendirilerek yapılır. Onarıcı tarım, sürdürülebilir tarım yaklaşımları (permakültür tasarımları gibi) ve biyodinamik tarım uygulamaları, iklim uyumunu ve ekosistem dayanıklılığını güçlendiren araçlar olarak ele alınır. Tarımsal üretim, bu yaklaşımda ekosistemin sürdürülebilirliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Yaban Bahçeleri'nin Farkı

Yaban Bahçeleri'ni benzer ekolojik restorasyon ya da onarıcı tarım uygulamalarından ayıran temel fark, bütüncül ve sahaya dayalı yaklaşımıdır. Bu yaklaşım:

  • Tek bir disipline dayanmaz,
  • Ekolojik, tarımsal ve sosyo-ekonomik boyutları birlikte ele alır,
  • Sahadan öğrenen ve sahaya göre uyarlanan bir çalışma biçimini benimser.

Yaban Bahçeleri, mevcut uygulamaları tekrar etmekten ziyade; bu birikimi iklim değişikliği bağlamında yeniden okumayı ve sahaya göre yeniden yazmayı amaçlar.

Yaban Bahçeleri'nin Kökeni

Yaban Bahçeleri yaklaşımı, 2012–2013 yıllarında Dr. Nilüfer Erdin tarafından yürütülen ilk saha çalışmalarıyla doğmuştur. Bu çalışmalar, Çanakkale'nin Denizgöründü Köyü'nde; arıcılık faaliyetleriyle birlikte flora araştırmalarını ve polifloral (çok türlü) bitkilendirme uygulamalarını kapsayacak şekilde başlamıştır. Sahada, arı dostu bitkiler başta olmak üzere altmışın üzerinde bitki türü uygulanmış; bu türlerin adaptasyon süreçleri, ekosistemle kurdukları ilişkiler ve üretim potansiyelleri uzun vadeli olarak takip edilmiştir.

Bu erken dönem saha deneyimi, arı–flora–üretim ilişkilerinin birlikte ele alınabileceğini ve ekolojik restorasyon ile tarımsal üretimin sahada birbirini destekleyebileceğini göstermiştir. Yaban Bahçeleri yaklaşımı, bu gözlem ve uygulamalardan beslenerek şekillenmiştir.

2017 yılında Yaban Bahçeleri projesi, geliştirilmiş bir saha modeli olarak Future Agro Challenge kapsamında düzenlenen uluslararası tarımsal girişimcilik yarışmasına katılmış; proje Türkiye Şampiyonu seçilmiştir. Aynı yıl Türkiye, Güney Afrika'da düzenlenen Global Girişimcilik Kongresi'nde bu yaklaşımla temsil edilmiştir. Yaban Bahçeleri, ilk kez bu süreçte ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılmaya başlanmıştır.

Saha uygulamalarıyla eş zamanlı olarak, Yaban Bahçeleri kapsamında ürün geliştirme çalışmaları da yürütülmüştür. Sahada üretilen bitkisel ve arı ürünlerinin üretim ve işleme süreçleri titizlikle ele alınmış; arı ürünleri, zeytin ve bitkisel ürünler bu yaklaşımın somut çıktıları olarak geliştirilmiştir. "Muhr Doğal Ürünler" markası ile bu ürünler, Yaban Bahçeleri projesinin bir parçası olarak tanıtılmış, üretilmiş ve kurumsal şirketlere hediyelik ürün olarak pazarlanarak araştırmalara fon oluşturulmuştur.

Takip eden yıllarda farklı sahalarda yürütülen çalışmalarla Yaban Bahçeleri; ekolojik restorasyon, tarımsal üretim ve kırsal kalkınmayı birlikte ele alan bir yaklaşım olarak gelişmeye devam etmiştir. Bu saha birikimi ve uygulama deneyimi, zaman içinde Muhr Ekolojik Restorasyon'un kuruluşuna zemin hazırlamıştır. Muhr, Yaban Bahçeleri yaklaşımıyla oluşan araştırma, uygulama ve danışmanlık deneyiminin kurumsal bir yapı altında sürdürülmesi amacıyla kurulmuştur.

Neden "Yaban Bahçeleri"?

"Yaban Bahçeleri" adı, doğrudan doğal ekosistemlerden ilham alır. "Yaban", kendiliğinden gelişen doğal bitki örtüsünü, flora-fauna-mikrobiyota ilişkisini, ekosistemin kendi işleyişini ve doğanın sunduğu referansları ifade eder. Tür seçimi ve uygulamalar, bu doğal yapılar gözlemlenerek ve korunarak belirlenir. "Bahçeler" ise, bu ekosistemlerden ihlamla bu kez insan eliyle kurulan sistemin; üretim, geçim ve ekonomik katkı boyutuna işaret eder.

Yaban Bahçeleri, doğayı taklit etmeyi değil; doğadan öğrenerek, insan eliyle ama ekosistemin sınırlarını gözeterek oluşturulan sahaları tanımlar. Hem doğal olanı korumayı hem de insana katkı sağlayan bir ekolojik restorasyon ve üretim anlayışını birlikte ifade eder.